Tüm Tanıklar

Nihal Ağca

Malatya Lider Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

Kimse ‘benim gazetem’, ‘senin ajansın’ demedi. Herkes ‘bizim memleketimiz’ diyerek hareket etti. O gece tam anlamıyla tarihi bir kader birliği yaşandı.

15 Temmuz hain darbe girişimi gecesinde yaşadıklarını anlattı. Ağca, darbe haberini aldığı ilk andan Malatya’daki kritik askeri hareketliliğe, gazetecilerin sahadaki dayanışmasından Türk basınının tarihi rolüne kadar birçok konuda dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini saat 22.00 sıralarında evdeyken aldığını belirten Ağca, aynı gazetede görev yapan Konyalı bir arkadaşının kendisini arayarak “Darbe girişimi varmış, acil televizyonu aç” dediğini söyledi. O sırada ev boyadıkları için her yerin dağınık olduğunu ifade eden Ağca, kumandayı bulup televizyonu açtığında İstanbul’daki köprülerin kapatıldığını gördüğünü kaydetti.

Çok geçmeden Ankara’dan jet sesleri ve alçak uçuş haberlerinin geldiğini belirten Ağca, “İşte o an bunun sıradan bir asayiş olayı olmadığını, sinsice planlanmış bir kalkışma olduğunu anladım. İlk hissettiğim şey büyük bir şaşkınlık ve ardından gelen tarihsel sorumluluk duygusuydu. Bu bir can korkusu değil, ‘Ülke elden mi gidiyor?’ kaygısıydı” dedi.

“Malatya darbe gecesinin kritik noktalarından biriydi”

Durumun ciddiyetini Malatya’daki askeri hareketliliği duyduğunda kavradığını ifade eden Ağca, 2. Ordu Karargâhı ve 7. Ana Jet Üssü çevresindeki gerilimin herkesi tedirgin ettiğini söyledi.

Jetlerin kalkışını engellemek için pistlere belediye araçları ve iş makinelerinin çekildiğini öğrendiklerinde olayın boyutunu daha net anladıklarını belirten Ağca, “Malatya adeta darbe girişiminin en kritik kırılma noktalarından biriydi. Sahaya çıkarken aklımdaki tek düşünce, ‘Biz bugün sokakta olmazsak yarın yazacak bir gazetemiz, sığınacak bir vatanımız kalmayabilir’ düşüncesiydi. O gece korkuyu evde bıraktım” diye konuştu.

“Haberi anında ulaştıramamak bizi en çok zorlayan şeydi”

Yerel gazeteciler olarak o gece en büyük sıkıntılarının haberi sıcağı sıcağına vatandaşa ulaştıramamak olduğunu dile getiren Ağca, televizyon kanallarındaki canlı yayın imkânlarına sahip olmadıklarını söyledi.

Ertesi günün baskısını beklemek zorunda kaldıklarını ifade eden Ağca, “Matbaanın çalışamaması ve haberi anında aktaramamak bir gazeteci için eli kolu bağlı hissettiriyor. Ama biz yine de meydanda, halkın arasında yer alarak gazetecilik görevimizi sürdürdük. O gece yaşanan her anı hafızamıza kazıdık” ifadelerini kullandı.

Darbe gecesinde yoğun bir bilgi kirliliği yaşandığını vurgulayan Ağca, sosyal medyada çok sayıda asılsız iddianın dolaştığını söyledi.

Gazeteciler olarak en önemli referanslarının devletin meşru otoritesinin açıklamaları olduğunu kaydeden Ağca, özellikle dönemin Malatya Valisi Mustafa Toprak’ın süreçteki kararlı tutumunu yakından takip ettiklerini belirtti.

Ağca, “Doğrulanmamış hiçbir fısıltıya prim vermedik. Vatandaşa ulaşırken paniği artıracak değil, gerçeği aktaran ve toplumu sağduyuya çağıran bir yayın anlayışı benimsedik” dedi.

“O gece herkes ‘bizim memleketimiz’ diyerek çalıştı”

15 Temmuz gecesi medya çalışanları arasında güçlü bir dayanışma oluştuğunu dile getiren Ağca, tüm mesleki rekabetlerin bir kenara bırakıldığını söyledi.

Muhabirinden editörüne kadar herkesin doğru bilgiye ulaşmak için çaba gösterdiğini belirten Ağca, “Kimse ‘benim gazetem’, ‘senin ajansın’ demedi. Herkes ‘bizim memleketimiz’ diyerek hareket etti. O gece tam anlamıyla tarihi bir kader birliği yaşandı” şeklinde konuştu.

“Basının duruşu halkın direncini büyüttü”

Türk basınının 15 Temmuz gecesi tarihi bir sorumluluk üstlendiğini ifade eden Ağca, medyanın meşru hükümetin ve milletin yanında saf tutmasının halkın direncini güçlendirdiğini söyledi.

Özellikle gazeteci Hande Fırat tarafından Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapılan görüntülü görüşmenin ekranlara taşınmasının kritik öneme sahip olduğunu belirten Ağca, “İnsanlar yalnız olmadığını medya sayesinde gördü. Basın o gece halkın iradesine adeta can suyu verdi” ifadelerini kullandı.

“15 Temmuz sonrası toplumda güven erozyonu oluştu”

Türk medyasının 15 Temmuz gecesi önemli bir sınav verdiğini belirten Ağca, ancak sonrasında yaşanan süreçte toplumsal güven duygusunun zedelendiğini ifade etti.

Birçok insanın yıllarca inançla destek verdiği yapıların aslında dış bağlantılı bir terör örgütü olduğunun ortaya çıkmasının büyük hayal kırıklığı oluşturduğunu söyleyen Ağca, ilerleyen süreçte bazı kişilerin “FETÖ” suçlamalarını kişisel hesaplaşmalar için kullanmasının da toplumsal yaraları derinleştirdiğini dile getirdi.

Ağca, “Bu direnişi küçümsemek ne kadar yanlışsa, yaşanan acıları kişisel çıkar için kullanmak da o kadar yanlıştı. Medya o gece görevini yaptı ancak sonrasında oluşan toplumsal erozyonu görmek ve adalet duygusunu yeniden güçlendirmek de yine toplumun ve basının sorumluluğudur” dedi.