Tüm Tanıklar

Yavuz Demir

Edirne - TRT Temsilcisi

Birçok zorluk yaşadık özellikle çalıştığım kurumun bürosuna baskın olabilir diye ofisi kullanmadım. Tabi bu en basitiydi. Bir taksi durağına gidip orada haberleri yazdım.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

Darbe girişimini saatini hatırlamıyorum ama mesaimi bitirip eve dönerken yolda öğrendim. Ancak bunun bir darbe girişimi değil de bir terör saldırısı olabileceğini düşündüm. Evimin kapısından dönüp emniyet müdürlüğüne gittim. Alışılmışın dışında müdürlüğünün bulunduğu sokağın girişinde barikat kurulmuş ve polisler çelik yelek giyip otomatik tüfeklerle nöbete başlamışlardı. O zaman olayın radyodaki haberlerden ve benim o dönem çalıştığım O dönem hem TRT’ye hem de ATV Haber’e çalışıyordum. Kurumların WhatsApp gruplarında yazandan daha fazlası olduğunu anladım.

Bu arada babam arayıp “Oğlum sanırım darbe oluyor.  TRT’de çalışıyorsun. Seni gözaltına alabilirler dikkat et. Hatta evde bekleme jandarma karakoluna gidip teslim ol.” dedi. Babamın böyle söylemesinin sebebi 1980 darbesinde annem ve kardeşlerimin yanında asker tarafından gözaltına alınmış olması. Tabi bunu yaparken babamı darp etmişler. Darp olayı ailesinin yanında gerçekleşince babamın da çok zoruna gitmiş. Aynı şeyleri yaşamamı istemediği için sen onlar gelmeden teslim ol demişti. Ancak ben babama; “Dışardayım ve çalışıyorum zaten isteyen gelip gözaltına alabilir.” demiştim.

Ardından jandarma komutanlığına gittim. Aynı şekilde komutanlığın bulunduğu sokağın başında da barikat kurulmuş ve tam teçhizatlı askerler nöbete başlamıştı. Buradan da tatmin edecek bir bilgi alamayınca Edirne merkeze geldim. Burada diğer gazeteci arkadaşlarımla buluşup neler olduğunu anlamaya çalıştık. O gün ATV Haber Yurt Haberler Müdürü program çekimi için Edirne’deydi. Onu aradım ama ulaşamadım. Sonradan öğrendiğime göre darbe girişimini öğrenir öğrenmez hemen İstanbul’a yola çıkmış.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

Olayın ciddiyetini emniyet müdürlüğü ve jandarma komutanlığındaki alınan önlemlerden anlamıştım. Harekete geçip Edirne’deki durumu haberleştirmek için şehir merkezine geldim. Anadolu Ajansındaki arkadaşlarımla bir araya geldik ve haber toplamaya başladık.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

Birçok zorluk yaşadık özellikle çalıştığım kurumun bürosuna baskın olma ihtimaline karşı ofisi kullanamadım. Tabi bu en basitiydi. Bir taksi durağına gidip orada haberleri yazmaya başladım. Ancak karşılaştığımız en büyük zorluk öğrendiğimiz bilgileri doğrulatmak oldu. Çünkü birilerine ulaşmak çok zordu.

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Öğrendiğimiz en kaotik olay Edirne merkeze sadece 5 km uzaklıkta bulunan Karaağaç Mahallesi’ndeki askeri kışladan zırhlı araçların çıkma hazırlığında olmasıydı. Tabi bunu doğrulatmamız gerekiyordu. Öncelikle kimlere güvenebileceğimizi bilmemiz gerekiyordu. TRT Haber İstanbul’daki ve ATV Haber’deki editörlerime ulaşıp şehirdeki durumu bildirdim. Ardından dönemin emniyet müdürü ve jandarma komutanına ulaşıp durumu sordum. Onlarla yaptığım görüşmelerde kalkışmaya destek olmadıklarını ve darbeci askerleri durdurmak için kararlı olduklarını anladım. Aldığım bilgileri birkaç yerden doğrulatmak için emniyet müdürü ile jandarma komutanına ve ardından hükümet temsilcisi olan AK Parti il başkanıyla milletvekiline ulaşıyordum. Hatta meslek hayatımın en uzun ve en zorlu canlı yayınlarını yaptım. Doğrulatabildiğim haber videolarını ve metinleri yazıp editörlerime ilettim.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

Haber merkezlerine ulaşmak telefonla bile çok zordu. Özellikle TRT’nin darbeci askerler tarafından işgal edilmesinin ardından burasıyla tüm iletişimim koptu. Ancak ATV Haberle iletişimim zorda olsa sürdü.

Darbe girişiminin olduğu gece bürolarımıza baskın gerçekleşmesi olasılığına karşı bir taksi durağını haber merkezine çevirdik. Burada Anadolu Ajansı ve Demirören Haber Ajansı’ndaki arkadaşlarımızla haberleri yazıp montajlamaya başladık. Birbirimize destek olup aramamız gereken herhangi birini tek tek aramak yerine bir kişi aradığında bilgileri paylaşıyorduk. Böylece zamandan tasarruf ediyorduk. Ayrıca öğrendiğimiz bilgi kırıntılarını birbirimizle paylaşıyor, gideceğimiz noktalara birlikte gidiyorduk.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

O anda, başımıza bir şey gelebileceği aklımızın ucuna dahi gelmedi. Hamaset olsun diye cevaplamıyorum. Edirne şehir merkezindeki 54’üncü Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı önünde vatandaşların birikmesinin ardından en önde çekim yaparken darbeci askerin elindeki makineli tüfeğin kurma kolunu çekip bıraktığında ve tehdit ettiğinde de yaralanabileceğimiz ya da hayatımızı kaybedebileceğimiz aklıma hiç gelmedi.

Şehit ya da gazi olan insanların motivasyon kaynağı neyse ya da sokağa çıkıp asker kışlaya sloganı atanların motivasyonları neyse bizimkisi de oydu. Tabi ki vatan sevgimizdi.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

15 Temmuz hain darbe girişiminde Türk basını en büyük sınavından başarıyla çıktı. Tüm basın aynı şeyi hep bir ağızdan söyleyerek hain darbe girişiminin propagandasının önüne geçerek ve demokrasiye sahip çıkmayı başardı. Böylece Türk halkı darbe girişiminin zamanında öğrenerek sokağa çıktı ve demokrasisine sahip çıktı.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

Türk medyası şüphesiz 15 Temmuz hain darbe gecesinde sınavı başarıyla geçti. Eğer medya darbe girişimi olduğunu duyurmasaydı ve halk sokağa inmeseydi sonuç felaket olabilirdi. Medyanın darbe girişimini göstermesi ve Türk halkının demokrasinden yana tavır alması darbecilerin durdurdu.