Tüm Tanıklar

Halit Turan

Sabah Gazetesi Konya Temsilcisi

O gece FETÖ'cü darbecilerin en çok önem verdiği konulardan biri halkın bilgi almasını engellemek ve direnişi kırmak adına televizyon yayınlarını tamamen susturmaktı.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimini Konya’da yaşadığım sitenin bahçesinde otururken aldım. Saat 22.30 sıralarında gazeteci arkadaşım telefonla arayıp, İstanbul Boğazı’nın kapatıldığını, köprüde askerlerin bulunduğunu söyledi. Daha sonra eve girip televizyonu açtım. Köprüdeki hareketliliği görünce Emniyet’teki kaynaklarımla cep telefonu görüşmesi yaptım.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

23.00 sıralarında dönemin Başbakanı Binali Yıldırım’ın açıklamasıyla birlikte darbe girişimi yaşandığını ve emir komuta zinciri dışında TSK’da yuvalanan FETÖ’cüler tarafından bir dizi eylemler gerçekleştirdiğini fark edince evden çıktım. Hemen Haber Merkeziyle irtibata geçip, Konya’da yaşanabilecek olumsuzluklara karşı sahaya indim. O dönem aktif olarak Polis-Adliye muhabirliği yaptığım için 17-25 Aralık sürecini yakından takip etmiş ve birçok haber yapmıştım. Emniyetteki güvenilir kaynaklarımı aradım. Darbe girişiminde Hava Kuvvetleri Komutanlığı’ndaki FETÖ’cülerin F-16 uçakları kullandığını öğrenince Konya’daki 3. Ana Jet Üssüne doğru hareket ettim.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

Yaşadığım şehirde aktif olarak darbe girişimi gecesi herhangi bir eylem olmamıştı. FETÖ üyeleri Konya’daki 3. Ana Jet Üssü’nden helikopterle havalanıp İstanbul’da Moda Deniz Kulübüne baskın yapmışlardı. Darbe girişiminin sabahı yani 16 Temmuz’da 3. Ana Jet Üssü’nde tekrar bir hareketlilik yaşandığı ihbarları alınmış, buraya polis ekipleri tarafından baskın yapılmıştı. Burada yaşanabilecek çatışmalara karşı baskına katılan polislerin hazırlıklarına birebir tanık olmuştum.

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Bu tür durumlarda sadece güvenilir kaynaklardan bilgi alıp halkı bilgilendirmeye çalıştım. O dönem, Konya Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü yapan Engin Kaloğlu, KOM Şube Müdürlüğü yapan Ali Loğoğlu, örgütün ilk darbe girişimi olan 17 Aralık’tan bir gün sonra bu görevlere atanmışlardı. 17-25 Aralık soruşturmaları da yapmışlardı. Yine Konya Valisi ve Konya Emniyet Müdürü de darbe girişimine karşı ilk tepkisini koyan isimlerdi. Vatandaşların doğru bilgilendirilmesi konusunda Valilik ve Emniyet Müdürlüğü’nün açıklamaları dışındaki bilgileri aktarmadık. Bize ulaşan farklı bilgileri de teyit etmeden haberleştirmedik. Daha sonra örgütün TSK’daki yapılanmasına karşı Konya’da 15 Temmuz’dan bir gün sonra pilotların itiraflarıyla devasa bir soruşturma başladı. Örgütün TSK’daki mahrem yapılanmasındaki örgüt imamları ile kripto askerler tek tek deşifre edildi.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişiminde devletin uçakları, silahları ve bombaları halka karşı kullanılıyordu. Olağanüstü bir durum vardı. Sürekli iletişim halinde birlikte hareket ediyorduk. Ankara ve İstanbul’da örgütün kanlı eylemleri devam ediyordu. Yaşadığımız şehirde böyle bir durum olmamıştı. Ama sabahın ilk ışıklarına kadar sokaktaydık.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

Herkes doğru bilginin peşindeydi. Bizim de amacımız her zamanki gibi bu bilgiye ulaşıp aktarmaktı. İnsanlar tankların önüne canlarını siper etmişken bir gazeteci olarak oturup yaşananları izleyemezdik. Tatbikat amaçlı İstanbul’da Boğaz Köprüsü’nün kapatıldığı manipülasyonu FETÖ üyeleri tarafından ortaya atılmıştı. Olağanüstü bir durum olmadığı algısıyla yaşananların tatbikat olduğu izlenimi verilerek darbe girişimi gerçekleştirilecekti. Darbe girişimi yaşandığını öğrenince hemen doğru bilgiyi aktarmak için sahaya indik.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

Özellikle çalıştığım kurum olan SABAH Gazetesi özelinde anlatacak olursam, 15 Temmuz’a giden süreçte gazetemiz bu tehlikeyi önceden görmüş ve uyarılarda bulunmuştu. Darbe girişiminden önce yayınladığı haberlerle örgütün ordu içindeki faaliyetlerini deşifre etmiş, örgütün tüm yönetim kadrosunu ifşa etmişti. Özellikle 15 Temmuz gecesi darbecilerin TRT binasını ele geçirip zorla korsan bildiri okutmasına karşın Turkuvaz Medya bünyesindeki A Haber başta olmak üzere diğer yayın kuruluşları ordu içerisinde yuvalanan FETÖ’cülerin bu kalkışmayı başlattığını duyurmuş, yine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldığı canlı yayın aracılığıyla da vatandaşları sokağa davet etmişti.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

15 Temmuz 2016’daki hain darbe girişimi gecesinde, FETÖ’cü darbecilerin en çok önem verdiği konulardan biri halkın bilgi almasını engellemek ve direnişi kırmak adına televizyon yayınlarını tamamen susturmaktı. Eski usul darbelerde olduğu gibi medyayı tamamen kontrol altına almak isteyen örgüt, o gece hem fiziki baskınlar hem de teknik sabotaj girişimlerinde bulundu. 15 Temmuz gecesi medyadaki direnişin en sert fiziki saldırıya uğrayan noktalarından biri de SABAH Gazetesi, A Haber ve ATV’nin içinde bulunduğu Turkuvaz Medya binasıydı. İstanbul Beşiktaş Balmumcu’da bulunan binaya yönelik saldırı, o gece basının sesini kesmek için yapılan en organize ve şiddetli girişimlerden biriydi. Darbeci askerler, o dönem SABAH ve ATV’nin ana merkezi olan binayı ele geçirmek için askeri helikopterlerle binanın üzerine geldiler. Helikopterler, çatıda bulunan helikopter pistine (helipad) asker indirmeye çalıştılar. Binadaki güvenlik görevlileri ve içerideki medya çalışanları helikopterlerin iniş yapmasını engellemek için çatıda ve bina çevresinde barikat kurdu. İniş yapamayacağını anlayan darbeci askerler, helikopterlerden binaya ve çevresine ağır silahlarla ve otomatik tüfeklerle ateş açtılar. Binanın camlarına da kurşunlar isabet etti.  Yine TRT’nin işgali, TÜRKSAT’a havadan saldırı, TV kanallarına ve medya binalarına baskın yapıldı. Ancak Türk medyası sınavı geçti. Çünkü o gece medya susturulsaydı örgüt planladığı gibi darbe girişimini tamamlayacaktı.