Mehmet Akif Aldoğan
Bakış Medya Yönetim Kurulu BaşkanıTürk medyası, özellikle de yerel basın o gece rüştünü ispat etmiştir. Biz Bakış Medya olarak, Türkiye’de darbe girişimini ve halkın direnişini gece baskısıyla (mükerrer baskı) sabahın ilk ışıklarında okura basılı olarak ulaştıran tek yerel gazete olduk. Saat 03.30’da yaşananları, sabah 07.30’da gazete kâğıdında gören vatandaşımız doğru bilgiye ulaştı.
Haberi ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu?
O gün gazetenin baskı işlerini her zamanki titizliğimizle tamamlamış, günün yorgunluğunu atmak üzere eve geçmiştim. Tam akşam yemeği için sofraya oturduğumuz sırada televizyonda “İstanbul’da köprülerin tanklar tarafından kapatıldığı” haberini gördüm. İlk tepkim, bunun büyük bir terör saldırısına karşı alınan bir önlem olduğuydu. Ancak dakikalar geçip durum netleşmeye başlayınca, bir kalkışma ile karşı karşıya olduğumuzu anladım. O an sofrayı olduğu gibi bırakıp, tek düşüncem olan görevimin başına, gazeteye koştum. Kalkışmanın başladığı saatlerde o tarihte 11 yaşında olan kızımın “Baba DARBE ne demek?” deyişini ve ben evden çıkarken sımsıkı sarılışını bir ömür unutamayacağım.
Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Aklınızdaki ilk düşünce neydi?
Olayın bir darbe girişimi olduğunu anladığım an, vakit kaybetmeden ekibimi aradım. Gazete imtiyaz sahibimizle bir araya gelerek durum değerlendirmesi yaptık. Aklımızdaki tek düşünce şuydu: “Bugün susma günü değil, halkın sesi olma günüdür.” Ülkemizin geleceği ve milli irade tehdit altındayken, bir gazeteci olarak safımızı net bir şekilde vatanımızın yanı olarak belirledik.
O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?
En büyük zorluk belirsizlikti. Özellikle bölgemizdeki 3. Zırhlı Tugay Komutanlığı’nda bir hareketlilik olup olmayacağı sorusu hepimizi endişelendiriyordu. Ancak Tugay Komutanı ile kurduğumuz temas neticesinde, birliklerin kontrol altında olduğu ve herhangi bir kalkışmaya müsaade edilmeyeceği bilgisini alınca bir nebze olsun rahatladık. Bu bilgi, halkı doğru yönlendirmemiz açısından hayati önem taşıyordu.
Bilgi kirliliğini önlemek için nasıl bir yol izlediniz?
Kaosun en yoğun olduğu saatlerde her gelen bilgiyi hemen paylaşmak yerine, doğrulama mekanizmamızı en üst seviyede tuttuk. Haber merkezimize akan görüntü ve fotoğrafları titizlikle eledik. Darbecilerin moral bulacağı veya manipülasyon oluşturacak hiçbir içeriğe yer vermedik. Yazdığımız her kelimeyi, attığımız her manşeti vatan savunması bilinciyle seçtik ve sahadan aldığımız kritik bilgileri emniyet güçlerimizle anlık olarak paylaştık.
Çalışma arkadaşlarınızla olan dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?
O gece bizim için mesai kavramı bitti, “vatan nöbeti” başladı. Muhabirinden editörüne, baskı ustasından dağıtıcısına kadar tüm ekibim inanılmaz bir dayanışma sergiledi. Birbirimize sadece iş arkadaşı olarak değil, omuz omuza vermiş birer nefer gibi güç verdik. Gazeteciliğin sadece bir “memurluk” değil, bir heyecan ve sorumluluk mesleği olduğunu o gece tüm ekibimin gözlerinde gördüm.
Can güvenliğinizi ikinci plana atmanızı sağlayan temel motivasyon neydi?
Bizim temel mottomuz şuydu: “Her gün ölünmez, öleceksek vatan için bugün ölelim.” Bir gazetecinin en büyük sorumluluğu, tarihin en kritik anlarında toplumu aydınlatmaktır. Söz konusu vatansa gerisi teferruattır dedik ve bir an bile geri adım atmayı düşünmedik.
Türk basınının sergilediği ortak duruş, halkın iradesini nasıl etkiledi?
Basın o gece bir kırılma noktası yarattı. Biz de Bakış Medya olarak sosyal medya mecralarımız ve mobil uygulamalarımız üzerinden kesintisiz “sokağa çıkın” çağrısı yaptık. Halkın meydanlarda tek vücut olmasında medyanın kararlı duruşunun etkisi büyüktür. İnsanlar medyanın teslim olmadığını görünce direnme azimleri daha da arttı.
Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya susturulsaydı sonuç ne olurdu?
Türk medyası, özellikle de yerel basın o gece rüştünü ispat etmiştir. Biz Bakış Medya olarak, Türkiye’de darbe girişimini ve halkın direnişini gece baskısıyla (mükerrer baskı) sabahın ilk ışıklarında okura basılı olarak ulaştıran tek yerel gazete olduk. Saat 03.30’da yaşananları, sabah 07.30’da gazete kağıdında gören vatandaşımız doğru bilgiye ulaştı. Eğer medya susturulsaydı, halk karanlıkta kalır ve dezenformasyonla direniş kırılabilirdi. Biz o gece sadece haber yapmadık, tarihe canlı bir tanıklık bıraktık.
EK Not:
Bakış Medya olarak bizler de bu tarihi sorumluluğu omuzlarımızda hissederek, ihaneti ve ardından gelen şanlı direnişi unutturmamak adına ’15 Temmuz BAKIŞ’ özel sayımızı hazırladık. Çerkezköy’ün her köşesine ulaştırdığımız bu özel sayı ile sadece bir gazete eki değil, tarihe düşülmüş bir not, şehitlerimize bir saygı duruşu ve demokrasimize sahip çıkma sözü verdik.
O gece sokaklarda tanklara göğüs geren, ‘Canımız bu vatana feda’ diyerek bir ölüp bin dirilen bu asil milletin bir ferdi ve bir gazeteci olarak; bir kez daha vurguluyoruz: Millet eğilmez, Türkiye yenilmez! Bu vesileyle tüm şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum.




