Süleyman Damla
Kanal 7 / Ankara - Kameraman15 Temmuz gecesi Türk basını, demokrasi yanlısı ve darbe karşıtı bir duruş sergileyerek kırılma noktası oluşturmuştur.
Saat 19.30 gibi işten geldim, bir az dinlendim, yemek yiyecektik. Saat 8.30, jet seslerini duydum, içimden “jetler herhalde 30 Ağustos provası yapıyor” diye düşündüm. Yemeğe oturacağımız zaman kapının zili çaldı, gelen büyük oğlumdu, heyecanla; “Baba, darbe oluyormuş” dedi. Ben de “Oğlum, bana şaka yapma” dedim. Tam televizyonu kumandasına uzanırken telefon çaldı, arayan haber müdürümdü. “Süleyman, hemen aşağı in” deyince o an oğlumun söylediklerinin gerçek olduğunu anladım, araba geldi haber merkezine hızlıca ulaştık…
Haber merkezinden muhabir arkadaşım Ümit ile Genelkurmay’a doğru gidiyorduk. İçimden de 80 darbesinde askerlerin önemli mevkileri tutmalarını anımsıyordum. O sırada jetler tepemizde ses hızını geçtiği için süpersonik patlama seslerinden de korkuyorduk. Akay Kavşağı’na geldiğimizde arabayı park edip kameramı açtım. İnsanlar ellerinde Türk baraklarıyla bağırıyorlardı “Darbeye Hayır” diye.

Tam o sırada Kızılay tarafında tank sesleri gelmeye başladı. Akay Kavşağı kalabalıktı. İnsanlar gelen tankların önüne geçiyorlar, geçmelerine izin vermemeye çalışıyorlardı. Tam bir kaos vardı. Vatandaşlar giden tankların üstüne atlıyor, giysilerini çıkarıp egzoz deliklerini kapatıyor, durdurmak için paletlerin altına kaldırım taşı fırlatıyorlardı. Tankların içinden insanlara ateş ediyorlar, insanlar arabalarını tankların önüne çekiyorlardı. Bir vatandaş arabasıyla kaldırımda beklerken tank geldi, ezmeye başladı, biz uyarmasaydık içindeki arkadaşla birlikte ezilecekti, son saniye kurtuldu. Tanklar elektrik direklerini, arabaları, insanları her şeyi altına alıyordu. Jetler Meclisi bombalıyor, insanları uçak savar mermileriyle vuruyorlardı. Çektiğim ve ölen şehitlerimizin görüntülerine yüreğim dayanmadı, şoka girmiştim. Ben o zaman anladım bu darbeci teröristlerin çok ciddi olduğunu. Sanki her şey bir filmmiş gibi yaşananları çekiyordum.
O gece 12 saat çalışmışım, zamanın nasıl geçtiğini anlamadım. En zorlandığım şey çekim yaparken bir yandan kendimi korumaya çalışmak öte yandan muhabirle irtibatı koparmamaktı. Çünkü darbeciler hedef gözetmeksizin sağa sola ateş ettiklerinden biz kendimizi koruyamıyorduk. Aynı zamanda yaralılara yardım ediyorduk. Çoğu zaman çekimi bırakıp onlara yardıma koşuyorduk.
Biz o gece kaosun ortasındaydık, kimseden bilgi alamıyorduk. Saat 11.00 civarında insanlar akın akın geldiler “darbeye hayır” diyerek teröristlerin üzerlerine, ölümüne yürüdüler. Vurulanları göre göre üzerlerine gittiler, sonradan öğrendik ki, Cumhurbaşkanımızın çağrısından sonra vatandaş gelmiş, milletimiz darbeye karşı durmuştu.
Biz muhabir arkadaşım Ümit Beyle Genelkurmay’da görevliydik, benim en büyük şansım muhabir arkadaşımdı. Ben kameranın vizöründen gerçekleri görüntülerken muhabirim benim arka gözüm, kulağım oldu. Helikopterden ateş açtıklarında ben refleks olarak mermilere doğru giderken o durdurdu beni, korudu, kolladı. Biz bu dayanışmayla GERÇEĞİ GÖRÜNÜR KILAN KADRAJIMIZIN tanıklığında ve üstlendiğimiz sorumluluğun bilinciyle olanı biteni izleyicilerimize aktarmaya çalıştık.
Bir insan sevmediği bir işte başarılı olamaz. Ben basın sektöründe 40 yıldır çalışıyorum; bunun 30 yılı Kanal 7’de geçti. Sayısız şehirler, ülkeler, deprem, seller, darbeler, kazalar gördüm. Kaç cumhurbaşkanına, başbakana, kaç hükümete şahit oldum. Yeri geldi dayak yedik, hastanelik olduk. Yeri geldi ailemizi unuttuk; çocuklarımı can yoldaşım eşim büyüttü. ALLAH ondan razı olsun. Tüm bunlara rağmen biz mesleğimizi severek yapıyoruz. Zor şartlarda büyük bir emeği omuzlayan kameramanlar haberciliğin en güçlü hafızasıdır.
15 Temmuz gecesi Türk basını, demokrasi yanlısı ve darbe karşıtı bir duruş sergileyerek kırılma noktası oluşturmuştur. TRT’deki zoraki bildiriye rağmen, özel kanallar ve ana akım medya darbe girişimine direnerek halkı bilgilendirmiş ve direnişin fitilini ateşlemiştir. Biz de bu bilinçle hareket ederek elimizden geleni yapmaya çalıştık.
15 Temmuz gecesi Türk basını büyük bir sınavdan geçti, bu sınavı da başarılı oldu. 15 Temmuz gecesi medya susturulmuş olsaydı, halkın doğru bilgiye ulaşması engellenir ve direniş organize edilemezdi. Medya, darbecilerin bildirisini tek taraflı yayarak psikolojik üstünlük kurmalarına ve toplumda bir belirsizlik/teslimiyet havası oluşmasına neden olurdu. Cumhurbaşkanının “sokağa çıkın” çağrısı geniş kitlelere ulaşamazdı. Sadece darbe yönetiminin mesajları yayımlanacağı için halk darbenin başarılı olduğuna inandırılabilirdi. Dış dünya olayları sadece darbecilerin gözünden görür, meşru hükümete destek süreci gecikirdi. Organize medya ve organize bir sivil direniş oluşmayacağı için darbe girişimi başarıya ulaşabilir ve demokratik düzen tamamen yıkılabilirdi. Özetle medya, o gece toplumsal farkındalığı diri tutarak kırılma noktasını belirleyen en kritik unsurlardan biri oldu. ALLAH bize o günleri bir daha yaşatmasın, biz de hep iyi şeyler çekelim.



