Tüm Tanıklar

Uğur Tunçdemir

Wanhaber.com Genel Yayın Yönetmeni

Medya kalkışmacılara istediğini vermedi. Korku ve panik haberleri yerine soğukkanlı haberler verildi. Biz de canımızı hiçe sayıp, dik ve omurgalı duruş sergiledik.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

Darbe girişiminden saat 22.30 sıralarında haberim oldu. İstanbul’da yaşayan bir arkadaşım aradı ve buralar karışıyor, köprüyü kapatmışlar. Bir kalkışma var ama ne boyutta olduğunu bilmediğini söyledi. İlk etapta çok ciddiye almadım daha önce hiç darbe girişimi görmediğim için ufak çapta bir hareketlenme diye düşündüm. İlerleyen saatlerde ise durumun ciddiyetini anladım.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

Kalkışma haberini saat 22.30 civarında almıştım. Akabinde sosyal medyaya ve ajanslara baktım. İlerleyen saatlerde gelişmeler düşmeye başlıyordu. TRT binası ele geçirilmeye çalışıldığı ve yayın yapıldığı an olayın çok ciddi bir boyutta olduğunu kavradım. Akabinde Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla birlikte vatandaşlar sokağa inince bizde haber takibi yapmak için sokağa indik. Halkın gözündeki korkusuzluk bizleri cesaretlendirdi ve bu kalkışmanın başarısız olacağını düşündüm.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

Ortada bir belirsizlik vardı. Yanlış bilgi aktarmamak adına durmadan bilgileri teyit etmeye çalışıyorduk. O gece teyitli haber geçmek karşılaştığım en büyük zorluktu. Vatandaşlar Van’da bir kalkışma olmadığını haber aldı ama ona rağmen kışlaya yürümek istedi. Kışladan çıkabilecek askeri araçların sevkiyatını engellemek istiyorlardı. Oradaki kalabalık bizim hareket alanımızı kısıtlıyordu. Yürüyecek grubun en başında görüntü almaya çalışırken bir anda kendimizi kalabalığın içerisinde bulabiliyorduk.

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Kulaktan duyma bilgiler yerine teyitli bilgiler geçmeye çalışıyordum. İnternet haberciliği yapıyorduk ve sitede anlık binlerce kişi vardı. Oradan çıkan tek bir haber bile olayın başka bir boyuta erişmesine neden olabilirdi. Onun için son derece titiz ve dikkatli bir süreç yönetmeye çalıştım. Sokaklara indiğimiz an vatandaşlara mikrofon uzattık ve görüşlerini aldık.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

İnternet haberciliği yaptığımız için haberi ilk bizim servis etmemiz gerekiyordu. Ajanslar gibi haberi servis et, onay gelsin, akabinde siteler panellerden alsın kullansın, tam bir operasyon ve zaman gerektiriyordu. Biz hızlı habercilik yapaya çalıştık. Ben ve bir editör arkadaşım hızlıca haberleri derleyip yayına veriyorduk. O zaman diğer kentteki gazetecilerle birlikte hareket etmeye çalışıyorduk. Birbirimize destek verip, yardım ediyorduk. Bir anda kamera arkasında bir anda kamera önünde mikrofon tutarken bulabiliyorduk kendimizi.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

Sayın Cumhurbaşkanımızın çağrısı sonrası yaşlısı genci herkesin sokaklara indiğini görmek bizim en büyük motivasyon kaynağımızdı. “Korkusuzlar ordusu” olarak nitelendirdiğimiz halkımız çok ciddi bir dik duruş sergiledi. Bu duruş karşısında kimse kendi canını düşünmedi, herkes vatanını düşündü. Biz de canımızı hiçe sayıp, vatanımızı koruyanları ön plana çıkaran içerikler ürettik.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

Sayın Cumhurbaşkanımızın bir televizyon yayınına bağlanması, halkı medya üzerinden sokağa davet etmesi geceye damgasını vuran bir andı. Medya kuruluşlarının neredeyse tamamı vatan millet Sakarya nidalarıyla yayın yaptı. Türk basını burada son derece dik ve omurgalı bir duruş sergiledi. Bu sergilenen duruş; kalkışma yapanların motivasyonunu kaybetmesini sağladı. Medyadan tarihi çağrıyı alan vatandaşlar, korkusuzca sokağa çıktı. O geceyi herkes takip etti. Kamyonet sürüp yola barikat kuranından, tankların altına yatanlara kadar hepsine tanıktık ettik. Köprüde şehit haberleri gelmeye başladığı zaman daha fazla insanın sokağa indiğini gördük. Medya kalkışmacılara istediğini vermedi. Korku ve panik haberleri yerine soğukkanlı haberler verildi.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

Ben medyamızın o gece iyi bir sınav verdiğini düşünüyorum. O gece medya üzerinden sokağa çıkın çağrısı yapılmasaydı ve vatandaşlarımız sokağa inmeseydi bugün çok farklı bir Türkiye’de yaşıyor olabilirdik. Türkiye’nin devlet kanalı ve en büyük medya kuruluşlarından biri olan TRT’ye bile işgal girişimleri varken özel medya kuruluşları bir saniye bile tereddüt etmedi. Neredeyse tüm haber kanallarında, internet sitelerinde, radyolarda Sayın Cumhurbaşkanımızın sokağa inin çağrısı vardı. TRT üzerinden medyaya bir mesaj verildi ama medya o mesajı görmezden gelip yayınına devam etti. İş medyaya değil sosyal medyaya kalsaydı farklı durumlar olabilirdi. Teyit edilmemiş bilgiler, korku ve kaos durumları kol geziyordu. İşte medya ve sosyal medya arasındaki en büyük farklardan biri de 15 Temmuz direnişiydi…