Yahya Ataman
Taka Gazetesi YazarıBizim kuşak eski darbeler dönemini yaşamamıştı. O yüzden olup biteni anlamakta güçlük çektik. İşin ciddiyetini kavradıktan sonra her şeyden önce aklımda vatan vardı.
15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?
15 Temmuz akşamı iş çıkışı eve gelip, yemek yedikten sonra haber kanallarını gezerken, saat 22.00 sularında olayı öğrendim. İstanbul’da Boğaziçi Köprüsünün kapanmasının ardından bir hareketliliğin olduğunu, sosyal medyadan ve televizyondan takip ettim. Bu olayın ilk olarak bir “Kalkışma” olabileceğini düşünmedim açıkçası. Büyük bir terör olayı olduğunu düşünmüştüm. Sonrasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın FaceTime üzerinden açıklamalarını ve halkı alanlara yönlendiren çağrısını duyunca olayın vahametini öğrenmiş oldum. Bu olayın hükümete, devlete ve demokrasiye karşı alenen bir darbe teşebbüsü olduğu anlaşılmıştı. Seçilmiş iradeye, ülkenin huzur ve istikrarına karşı bir darbe teşebbüsü olmasından ötürü öfkelendim. Asla ne korktum ne de bu işe kalkışanların bu yönde başarılı olacaklarına inanmadım.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halkı alanlara davetinden sonra vakit kaybetmeden gerekli teçhizatımı alıp evden çıktım. Trabzon’un en merkezi olan Meydana gitmeye karar verdim. Dolmuş yoktu o saatte insanlar akın akın kimi özel aracıyla kimi yürüme Meydana doğru ilerliyordu. Ben de o gece hiç tanımadığım birinin aracına binerek Meydana doğru yol aldık. Fakat kalabalıktan yollar kapanmış trafik kilitlenmişti. Araçtan inip yaya olarak Meydana ulaştım. Aklımda ilk olarak olayların nereye gidebileceği Trabzon’da bir olay olursa nasıl aksiyon alırım düşüncesi vardı. Durumun ciddiyetini İstanbul’da köprüden geçmek isteyen sivillerin üzerine ateş açılması ve TBMM’nin bombalanması haberinden anladım.
O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?
O gece ulaşımda zorluk yaşadım. Özel aracımın olmaması ve trafiğin bir hayli yoğun olması nedeniyle Meydan bölgesine ve dönüşte eve yürüme gittim. Sağlıklı bir şekilde ilk zamanlar bilgi teyidi yapamadım. Çok farklı bilgi kirliliği de vardı. “Genelkurmay tamamen ele geçirildi.” “Hükümet düştü”, “Komutanlar rehin alındı” ,”Şu şehirde yönetime el konuldu” gibi sansasyonel haberlerle de o gece mücadele ettik.
Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?
O gece olaylar başlamadan çalışmış olduğum gazetenin baskısı olmuş ve dağıtıma çıkmıştı. O geceyi sadece anlık kayıt altına almak için alanlardaydım. İlk saatlerde sağlıklı bir bilgi akışı yoktu. Olan biteni ajanslar ve haber kanallarından önce, sosyal medyadan öğreniyordum. Başlangıçta olay tam olarak anlaşılmış değildi. Başbakan Binali Yıldırım’ın televizyondan “Bu bir kalkışmadır.” açıklamasından sonra olayın ciddiyeti anlaşıldı.
Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?
Gazetemiz baskısı olduğu için o gece rahat çalışıyordum. Haber merkezi o günkü görevini tamamlamıştı. Sahada birçok arkadaşımı görmüştüm. Trabzon’da herhangi bir kalkışmanın olup olmadığını birbirimizden ve o an ulaşabildiğimiz resmi makamlardan teyit ediyorduk. O gece Trabzon’da olumsuz bir durum olmamıştı. Her ihtimale karşı halk tedbirli ve alanlardaydı.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?
Bizim kuşak eski darbeler dönemini yaşamamıştı. İlk etapta o yüzden olup biteni anlamakta güçlük çektik diyebilirim. İşin ciddiyetini kavradıktan sonra her şeyden önce aklımda vatan vardı. Vatan yoksa hiçbir şey yoktu. Vatan, memleket, bayrak, ülke, demokrasi, eski darbe günlükleri vs. hepsi aklıma geldi o an. Trabzon’da olumsuz bir durumun olmaması insanların akın akın Meydan bölgesine gelmesi özellikle motivasyonumu artırmıştı.
Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?
O gece normal zamanda birbirlerini eleştiren, en sert şekilde muhalif olan medya darbe girişimine karşı ortak tavır sergiledi, halkımıza demokratik düzene sahip çıkma çağrıları yaptı. Özellikle CNN Türk canlı yayınında gazeteci Hande Fırat’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüp, Cumhurbaşkanımızın halkı meydanlara davet etme çağrısını duyurması kırılma anı oldu.
Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?
O gece medya olmasaydı tek elden haberler ve yayın akışı olsaydı durum çok daha farklı olabilirdi. 15 Temmuz gecesi Türk medyası birlik olup darbe teşebbüsüne tepkilerini çok net ortaya koydular. Halkı bu alçakça darbeye karşı sokaklara, alanlara dik durmaya davet ettiler. En başta medya susturulsaydı; olayların boyutu da darbenin seyri de kesinlikle değişebilirdi. Haber akışını taze tutup olaylardan anbean haberdar etmeleri psikolojik olarak da çok önemliydi. Bilgi boşluğu oluşmadı. Halkı zamanında sokaklara çıkmaya basın yönlendirdi. Darbenin başarısız olduğu algısı hemen refleks olarak tüm camia tarafından gösterildi. Kontrolün kaybedilmediğinin, darbecilerin ülkeye hâkim olamadığının ve olamayacağının ayrım olmaksızın her kesim medya tarafından söylenmesi çok önemliydi. O gece bir kez daha gördük ki haber alma özgürlüğü hayati bir meseledir.



