Tüm Tanıklar

Kemal Göz

Bursa Hakimiyet Gazetesi Yazı İşleri Müdürü

Bursa Hakimiyet Gazetesi’nin manşetini “Demokrasi Kazandı” başlığıyla basıma verdik. Çünkü o gece kazanan milli irade, demokrasi ve halkın kararlı duruşu olmuştu.

Kara geceden demokrasi şafağına

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

Sıradan bir cuma gecesiydi. Gazeteyi tamamlayıp basıma hazır hale getirdikten sonra mesai arkadaşlarımızla birlikte işyerinden ayrıldık. Gece matbaa ekibine gazeteyi teslim etmiş, artık günü kapatmıştık.

Saatler 21.00’i gösterirken İstanbul Boğaz Köprüsü’nün askerler tarafından trafiğe kapatıldığı haberleri gelmeye başladı. O an bir şeylerin ters gittiğini hissettim ve yeniden gazeteye doğru yola çıktım. Bu sırada Burak Özgün’ü telefonla arayarak gelişmeler hakkında bilgi verdim.

Askerlerin sokakta olması, olağanüstü bir gecenin başladığının ilk işaret fişeğiydi. Herkesin “Bir şeyler oluyor” dediği dakikalardı. Sokaktaki askeri hareketlilik, Türkiye’nin geçmişte yaşadığı askeri darbeleri aklıma getirmişti. O gece, sıradan bir cuma gecesi olmaktan çoktan çıkmıştı.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

Televizyon bültenlerinde Boğaz Köprüsü’nün kapatıldığı görüntüler yayınlanıyor, Ankara semalarında savaş jetlerinin uçtuğu bilgileri art arda geliyordu. Başkentten gelen çatışma sesleri ise “Neler oluyor?” sorusunu herkesin zihnine daha güçlü şekilde yerleştiriyordu.

Haber Merkezinde görevli muhabir ve kameraman arkadaşlarımızı Bursa’nın farklı noktalarına yönlendirerek sokaklardaki durumu kontrol etmelerini istedik. Bursa’da ilk saatlerde dikkat çeken şey ise derin bir sessizlikti. İnsanlar yaşananları henüz tam anlamıyla kavrayamamış, olup biteni anlamaya çalışıyordu. Şehir adeta büyük bir belirsizliğin içinde gelişmeleri izliyordu.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

 Hain darbe girişiminin yaşandığı o karanlık gecede en büyük zorluğu bilgiye ulaşmakta yaşadık. Ne olduğuna dair sağlıklı ve net bir bilgi almak neredeyse imkansızdı. Telefon trafiği yoğun, kaynaklar ise oldukça sınırlıydı.

Ankara’dan gelen haberler, yaşananların sıradan bir güvenlik hareketliliği olmadığını ve durumun son derece ciddi olduğunu ortaya koyuyordu. Ancak tüm bu gelişmelere rağmen olayların boyutuna ilişkin detaylı bilgiye ulaşmakta büyük güçlük çekiyorduk. Her geçen dakika belirsizliği daha da artırıyor, Türkiye tarihi gecelerinden birini yaşıyordu.

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Saatler 21.00’i gösterdiğinde dönemin Başbakanı Binali Yıldırım, İstanbul Tuzla’daki evinden televizyon yayınlarına bağlanarak, “Bir kalkışma ihtimali üzerinde duruyoruz” açıklamasını yaptı. Bu açıklamanın ardından, hain darbeci askerlerin devlet kurumlarını ele geçirmeye çalıştığını daha net anlamaya başladık.

O an hiç vakit kaybetmeden matbaaya bilgi vererek gazetenin basımını durdurma kararı aldık. Çünkü Türkiye artık olağanüstü bir gece yaşıyordu. Dakikalar ilerledikçe olayların boyutu büyüyor, ülkenin kaderini etkileyecek tarihi anlar yaşanıyordu.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

Haber Merkezi, gazete yönetimi ve sahadaki arkadaşlarımızla gece boyunca sürekli temas halindeydik. Yaşanan belirsizlik ve olağanüstü atmosfer nedeniyle en büyük önceliğimiz, sahada görev yapan ekip arkadaşlarımızın can güvenliğiydi. Bu nedenle iletişimi bir an olsun koparmadan gelişmeleri anbean takip ettik.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

Medya binasında da güçlü bir dayanışma örneği sergilendi. Bursa Hakimiyet, AS TV ve internet portalımızda görev yapan arkadaşlarımızla sürekli bilgi alışverişinde bulunduk. Herkes bulunduğu noktadan gelişmeleri takip ediyor, doğrulanan bilgileri hızla paylaşarak kamuoyunu sağlıklı şekilde bilgilendirmeye çalışıyordu. O gece sadece bir haber nöbeti değil, aynı zamanda demokrasi adına verilen büyük bir sorumluluk sınavı yaşanıyordu.

Geçmişte bu ülkede yaşanan askeri darbelerin nelere mal olduğunu çok iyi biliyorduk. Türkiye, darbelerden büyük acılar yaşamış, demokrasi dışı müdahalelerin ağır bedellerini ödemiş bir ülkeydi. Bu yüzden o karanlık gecede yaşananların ne anlama geldiğini hepimiz derinden hissediyorduk.

O gece gazetecilik görevimizi yerine getirmek bile demokrasiye sahip çıkmak anlamına geliyordu. Çünkü doğru bilgiyi kamuoyuna ulaştırmak, yaşananları tüm açıklığıyla aktarmak ve halkın haber alma hakkını korumak, o tarihi gecede büyük bir sorumluluktu. Bizim temel inancımız da buydu. Her şeye rağmen görevimizin başında olmak, yalnızca mesleki bir refleks değil; demokrasiye, milli iradeye ve ülkenin geleceğine karşı duyduğumuz sorumluluğun bir göstergesiydi.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

Türk basını o hain gecede üzerine düşen sorumluluğu layıkıyla yerine getirdi. Televizyon yayınları ve haber bültenleri, halkın doğru bilgiye ulaşmasında hayati bir görev üstlendi. Özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasiye sahip çıkılması için vatandaşları meydanlara ve sokaklara davet eden çağrısı, televizyon ekranları aracılığıyla milyonlara ulaştı.

Hain darbeci askerlerin amacı devlet kurumlarını ele geçirerek milli iradeyi yok saymaktı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın halka yaptığı çağrının ardından Türkiye’nin dört bir yanında büyük bir direniş ve mücadele başladı. İnsanlar demokrasiye sahip çıkmak için meydanlara akın etti. O gece sokakları korkudan çok kararlılık, endişeden çok milli iradeyi koruma duygusu sardı. Türk milleti, demokrasisine ve devletine sahip çıkarak tarihin akışını değiştiren büyük bir duruş sergiledi.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

Bana göre Türk basını, o hain darbe girişiminin önlenmesinde vatana sahip çıktı. Yapılan yayınlar ve aktarılan bilgiler, darbecilerin amaçlarına ulaşmasının önündeki en büyük engellerden biri oldu. Halkın doğru bilgiye ulaşması, demokrasiye sahip çıkılması açısından kritik bir rol oynadı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’ten her şeyi göze alarak İstanbul’a ulaştı. Aynı şekilde dönemin Başbakanı Binali Yıldırım da İstanbul’dan Ankara’ya geçerek devlet yönetiminin başında olduklarını gösterdi. Bu kararlı duruş, milletin direncini daha da güçlendirdi.

Milletimiz sokaklara çıkarak tarihi bir dayanışma örneği sergiledi ve darbe girişiminin önüne geçti. O gece önce Türkiye’nin hafızasına kara bir leke olarak kazınsa da, ardından demokrasi adına yazılan büyük bir destana dönüştü.

Biz de Bursa Hakimiyet Gazetesi’nin manşetini “Demokrasi Kazandı” başlığıyla basıma verdik. Çünkü o gece kazanan milli irade, demokrasi ve halkın kararlı duruşu olmuştu. Hainler ise yaptıklarının bedelini en ağır şekilde ödedi.