Tüm Tanıklar

Hüseyin Kaçar

Sabah Gazetesi Diyarbakır Temsilcisi

Darbe girişiminin olduğu o gece Güneydoğu’da 30 yıllık mesleki hayatımın belki de en zor günlerinden birini yaşıyordum. Kim ne tarafta bilmiyordum.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

FETÖ’nün hain darbe girişiminden saat 22.30 civarında, İstanbul’da köprünün bir grup asker tarafından kapatıldığını sosyal medyadan görünce haberdar oldum. Haber merkezindeki gececi arkadaşımı aradım. Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki bir grup FETÖ mensubu askerin darbe girişiminde bulunduğunu söyledi. Haberi ilk aldığımda, şehirdeki durumu gözlemlemek amacıyla aracımla dışarı çıktım. Bir süre sonra Diyarbakır 8’inci Ana Jet Üssü’nden de F16 savaş uçakları kalktı. Darbe girişimi bastırıldıktan ve durum daha de netleşince söz konusu uçakların, darbeci askerler tarafından izinsiz bir şekilde kullanıldığını öğrendik. Hatta darbeci General Semih Terzi’nin Diyarbakır’dan uçakla Ankara’ya gittiği ortaya çıktı. Söz konusu F16 uçaklarının aynı zamanda, darbeye karşı duran sivillere yönelik de kullanıldığını öğrenince, ülkemizin büyük bir kaos ortamına sürüklenmeye çalışıldığı zihnimde netleşti. 

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

Uçakların ve tankların sivillere yönelik saldırıları olayın ciddiyetini kavramamama yol açtı. Darbe girişiminde zaman ilerledikçe ve devlet yetkililerinin açıklamaları peş peşe geldikçe artık büyük resim de netleşmişti. Bu; Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde bir grup FETÖ mensubunun yapmaya çalıştığı devlete yönelik ihanetti. Bu hain girişimin amacı yönetime el koymaktı. Hedeflerinin de Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye Cumhuriyeti olduğu ortadaydı. Sahaya ilk indiğimde, Diyarbakır’da da bazı askeri yerler ile Adliye’de bir hareketlilik vardı. Adliye Binasının ışıkları açıktı. Cumhuriyet Savcıları görevinin başındaydı. Darbe gecesi yine İstanbul Haber Merkezi ile koordinasyon içerisindeydim. Bölgede, özellikle Şırnak ve Siirt’te yaşanan hareketlilikleri Haber Merkezi’ne bildirdim. Çünkü Şırnak ve Siirt’te, Ankara ile İstanbul’a gitmek üzere hazırlanan özel eğitimli rütbeli askerler gözaltına alınmıştı.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

Darbe girişiminin olduğu o gece Güneydoğu’da 30 yıllık mesleki hayatımın belki de en zor günlerinden biriydi. Diyarbakır kent merkezinde bazı noktalarda, askerler ve polisler vardı. Haber amacıyla görevimizi yaparken, kimin hangi tarafta olduğunu bilmediğim için temkinliydim. 

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Darbe girişiminin olduğu gece, özelikle sosyal medya hesaplarından bilgi kirliliğinin belki de en yoğun yaşandığı saatlerdi. Ancak, haberi hazırlarken, yetkililerin yapacağı açıklamaları dikkate almayı tercih ettim. Bu şekilde hareket ederek, kaos ortamından faydalanmaya çalışanlara da karşı durmuş oldum.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

Sahadaki arkadaşlarımızla sürekli irtibat halindeydim. Sadece Diyarbakır değil, Güneydoğu da benim sorumluluk alanımdaydı. Tüm illerdeki muhabir arkadaşlarımla sık sık görüşüyor, hem haber akışını kontrol ediyor hem de dayanışma içerisinde hareket ediyorduk.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

FETÖ’nün Türkiye Cumhuriyeti’ni hedef aldığını ve vatanımızın geleceğini karartma içerisinde olduğunu anladığım için önce can güvenliğimizden çok görev bilinciyle hareket ediyordum.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

15 Temmuz 2016’daki FETÖ darbe girişimi gecesi, Türk medyasının büyük bir bölümü, milli iradenin yanında yer alarak önemli bir sınav verdi. Birçok yetkili ve medya mensubu, o gece medyanın darbe girişiminin bastırılmasında kilit rol oynadığını belirtti. Televizyon kanalları, radyolar ve internet siteleri, darbe girişimine karşı ortak bir duruş sergileyerek demokrasinin yanında yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısının televizyonlardan halka ulaştırılması, halkın sokaklara çıkarak darbeye direnmesinde kilit rol oynadı. Özellikle TRT’nin darbecilerden kurtarılmasının da önemli bir olay olduğu inancındayım.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

Türkiye tarihinde geçmiş darbelerle deyim yerindeyse uyumlu hareket eden medya, 15 Temmuz hain darbe girişiminde, sokaklara dökülen vatandaşlarla uyum içerisinde hareket ederek, bu girişime karşı durdu. O gece devletinin ve milletinin yanında olan medyanın gösterdiği tavır, darbe girişiminin akamete uğratılmasına yardımcı oldu.