Metin Kösedağ
Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanıiletişimde yaşanan aksaklıklar da çalışma şartlarını oldukça zorlaştırıyordu. O gece meslektaşlığın ötesinde adeta bir kader birliği yaşandı.
Metin Bey kısaca kendinizi tanıtır mısınız? 15 Temmuz tarihinde hangi görevi yapıyordunuz? Şu anki göreviniz nedir?
1977 Ağrı doğumluyum, gençlik yıllarımdan bu yana gazetecilikle iştigal ediyorum. 15 Temmuz 2016 tarihinde Kayseri Gazeteciler Cemiyeti Başkanlığını yürütüyordum. Hali hazırda aynı görevi sürdürmekteyim. Aynı zamanda Kayseri Anadolu Haber Medya Grubu ortaklarındanım.
15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?
15 Temmuz darbe girişimini ilk olarak saat 22.30 civarında TV haberlerinde öğrendim. İlk işim Kayseri Cumhuriyet Meydanı’nda bulunan Kayseri Gazeteciler Cemiyeti merkezine gitmek oldu.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?
Durumun ciddiyetini, sokaklara tankların indiği ve savaş uçaklarının alçak uçuş yaptığı an tam anlamıyla kavradım. O dakikadan itibaren bunun sıradan bir kalkışma değil, doğrudan milletin iradesine yönelik bir darbe girişimi olduğunu düşündüm. Hemen haber merkezine ve sahaya yöneldik. Aklımdaki ilk düşünce ise ‘millet doğru ve hızlı bilgiye ulaşmalı’ oldu. Çünkü böylesi kritik anlarda basının sorumluluğu çok büyüktü.
O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?
O gece görev yaparken en büyük zorluk, bilgi kirliliği ve yaşanan belirsizlikti. Bir yandan sahadan doğru bilgiyi almaya çalışırken, diğer yandan halkın panik yaşamaması için teyit edilmemiş hiçbir bilgiyi paylaşmamaya özen gösterdik. Ayrıca sokaklardaki hareketlilik, güvenlik endişesi ve iletişimde yaşanan aksaklıklar da çalışma şartlarını oldukça zorlaştırıyordu. Buna rağmen görevimizi en sağlıklı şekilde yerine getirmeye çalıştık.
Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?
O saatlerde en önemli önceliğimiz, teyit edilmemiş hiçbir bilgiyi paylaşmamaktı. Sosyal medyada çok ciddi bir bilgi kirliliği vardı ve insanlar neye inanacağını şaşırmış durumdaydı. Biz de resmi kaynaklar, sahadaki muhabirlerimiz ve birebir ulaştığımız yetkililer üzerinden bilgileri doğrulamaya çalıştık. Haber akışını hızlı vermek kadar doğru vermenin de hayati olduğunu biliyorduk. Bu nedenle her bilgiyi birkaç kaynaktan teyit ederek vatandaşa ulaştırmaya özen gösterdik.
Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?
O gece basın camiasında çok güçlü bir dayanışma vardı. Herkes büyük bir sorumluluk bilinciyle hareket etti. Haber merkezindeki arkadaşlarımız sürekli bilgi akışını takip ederken, sahadaki ekipler de can güvenliğini ikinci planda tutarak görevlerini yerine getirmeye çalıştı. Zaman zaman duygusal anlar yaşansa da hepimiz aynı amaç için mücadele ettik; milletin doğru bilgiye ulaşmasını sağlamak ve yaşananları en sağlıklı şekilde kamuoyuna aktarmak. O gece meslektaşlığın ötesinde adeta bir kader birliği yaşandı.
Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?
Gazetecilik mesleğinin temelinde, toplumun doğru bilgiye ulaşma hakkı vardır. O gece de bizi motive eden en önemli duygu buydu. Ülke adına tarihi ve kritik bir süreç yaşanıyordu. İnsanların sağlıklı bilgiye ulaşabilmesi, paniğin önlenmesi ve gerçeklerin aktarılması gerekiyordu. Bizler de mesleki sorumluluğumuz gereği görevimizin başında olduk. Elbette endişe ve korku vardı ama o anlarda kamuoyunu doğru bilgilendirmenin çok daha büyük bir sorumluluk olduğunu düşündük.
Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?
15 Temmuz gecesi Kayseri basını çok önemli bir sınav verdi ve büyük ölçüde ortak bir duruş sergiledi. Farklı görüşlerden medya kuruluşlarının demokrasiye sahip çıkan yayınlar yapması, halkın doğru bilgiye ulaşmasında ve yaşananların gerçek boyutunu görmesinde etkili oldu. Özellikle televizyon yayınları ve anlık haber akışı, vatandaşın gelişmeleri yakından takip etmesini sağladı. Bu ortak tavrın, milletin demokrasiye sahip çıkma iradesini güçlendirdiğini ve darbe girişiminin başarısızlığa uğramasında önemli bir rol oynadığını düşünüyorum. Ayrıca Kayseri basının 15 Temmuz duruşu ile ilgili dönemin Valisi ve Belediye Başkanı özel programlar tertip ederek meslektaşlarımızın demokrasi ve devletinin yanında olmasını örnek gösterip, teşekkür ettiler.
Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?
Geriye dönüp baktığımızda, Türk medyasının 15 Temmuz gecesi çok kritik bir sınav verdiğini düşünüyorum. Elbette eksikler ya da farklı değerlendirmeler olabilir ancak genel anlamda medya kuruluşları demokrasiye sahip çıkan bir yayıncılık anlayışı ortaya koydu. Özellikle halkın doğru ve anlık bilgiye ulaşması açısından basının rolü çok büyüktü. O gece medya tamamen susturulmuş olsaydı ya da insanlar sağlıklı bilgiye ulaşamasaydı, kaos çok daha büyüyebilirdi. Vatandaşın ne olup bittiğini öğrenmesi, çağrıları duyması ve gelişmeleri takip etmesi açısından medya önemli bir görev üstlendi. Bu nedenle basının o geceki duruşunun, darbe girişiminin seyrine doğrudan etki ettiğini düşünüyorum.



