Tüm Tanıklar

Namık Göz

Hürriyet Gazetesi Bursa Eki Editörü

O gece 1960 ve 1980 darbelerinde olduğu gibi basın susturulsaydı, ülkemiz açısından çok kötü sonuçlar doğardı.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

Çok sıcak bir yaz akşamı olduğu için ailece Gemlik’in tatil beldesi Küçük Kumla’ya gitmiştik. Balkonda otururken göz ucuyla da televizyona bakıyor, cep telefonundan da haber akışlarını izliyordum. Şimdiki adı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü olan Boğaziçi köprüsünde askeri bir hareketlilik olduğunu sosyal medya paylaşımlarından görüyor ancak bunu bir terör saldırısı önlemi olarak değerlendiriyordum. Sonra televizyonlar yayına başladı ama hala durum tam olarak belli değildi. Sonra bunun askeri bir kalkışma olduğunu fark edince doğrusunu isterseniz karamsarlığa kapıldım. Çünkü gazetecilik yaşamıma 12 Eylül darbesi sonrası kurulan askeri mahkemeleri izleyerek başlamıştım. Toplumsal olarak ağır travmalara neden olan bu darbenin bir benzerinin Türkiye’ye çok ağır faturalar ödeteceğinin farkındaydım. Yani direkt silahlı kalkışma olmasa da 28 Şubat post modern darbesinin toplumda yarattığı ayrışmanın etkileri aklımdan film şeridi gibi geçti. Türkiye tam düzeliyor derken böylesi bir darbe girişimi hepimizi etkilemişti.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

Durumun ciddiyetini Başbakan Binali Yıldırım’ın ardından Sayın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın CNNTÜRK canlı yayınında yaptığı açıklamalarla kavradım. Korktuğumuz başımıza geliyordu ama bu kez sivil inisiyatif tarihte örneği görülmeyen bir şekilde tepki veriyordu. Bir yandan bunu sevinirken diğer yandan bu badireyi nasıl atlatacağımızı düşünüyor ve endişeleniyordum.

Hemen eve dönüp, bilgisayarın başına oturarak, telefonla ilk andan itibaren görüştüğümüz DHA Büro Şefi Fuat Kars ile nasıl bir yöntem izleyeceğimizi konuştum. DHA ve Hürriyet Bursa Gazetesi’nin editör ve köşe yazarlığını yaptığım için sahaya inen muhabirlerimizden haber almaya çalıyorduk.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

En büyük zorluk bilgi alma güçlüğüydü. Çünkü Bursa her ne kadar kent içinde askeri hareketlilik görülmeyen şehirlerden biri olsa da darbenin ilk açığa çıkarıldığı şehir ve sıkıyönetim komutanları listelerinin ele geçirildiği ve darbeye karşı ilk hamlenin yapıldığı şehirdi,  Hainlerle işbirliği yapan İl Jandarma Komutanı, Jandarma Bölge Komutanının hamlesiyle hemen gözaltına alınmış ve bilgiler Ankara ile paylaşılmıştı. Bu hamlenin ne kadar önemli olduğu sonradan daha iyi anlaşıldı.

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Bilgi kirliliğinin önüne geçilmesinde en etkili hamle Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları olmuştu. Bursa da buna tepki verdi ve vatandaşlar şimdiki adı 15 Temmuz Demokrasi Meydanı olan Şehreküstü ya da diğer bir adıyla Fomora meydanında toplanmaya başladı. Bu davranış darbe girişinin başarıya ulaşmayacağının en önemli sinyallerinden biriydi. Bir ekibimiz Jandarma komutanının gözaltına alınmasıyla ilgili süreci izlerken diğer ekibimiz 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda görev yapıyor, burada Vali, Büyükşehir Belediye Başkanı, milletvekillerinin kürsüden yaptıkları konuşmaları haber haline getiriyordu. Bir yandan da televizyonlardan Türkiye’nin diğer kentlerindeki gelişmeleri izliyorduk.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

Bizler haber merkezinde görev yaptığımız için sahadaki arkadaşlarımızın can güvenliklerini korumaları ve kendilerine dikkat etmeleri konusunda sürekli uyarıda bulunuyorduk. Tam bir dayanışma içinde çalışıyorduk. Sabaha hatta ertesi geceye kadar arkadaşlarımız hiç uyumadan çalıştılar. Saatler geçtikçe demokrasiye sahip çıkma adına görev yapmamızın etkisiyle motivasyonumuz arttı. Özellikle bizimde dahil olduğumuz grupta yer alan CNNTÜRK merkezindeki baskın üzerine acaba bizim bürolarımız da basılır mı endişesini taşıdık ama sonra bu endişemiz geçti.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

Türkiye, darbelerden çok çekmiş bir ülke. 1960, 1971, 1980 darbelerinin ülkeyi nasıl etkilediğinin farkındaydık. Son yıllarda demokrasi adına atılan adımlar askeri vesayetin kaldırılması demokrasi adına önemli süreçlerdi. Ancak bu hain darbe girişimi, sil baştan tüm çabaları sıfırlayacaktı. O yüzden gazetecilik görevi yapmak bile demokrasiye sahip çıkma anlamına geliyordu. Temel motivasyonumuz da buydu.

Bu motivasyonumuz günlerce devam etti. Bursa’da darbeye karşı duruşun adresi olan Şehreküstü Meydanı’ndaki tabloyu görünce Hürriyet Bursa’da “Demokrasi Meydanı” manşetini atmıştık. Sonrasında bu isim toplumun tüm kesimlerinden karşılık buldu ve meydanının adı 15 Temmuz Demokrasi Meydanı oldu.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

Türk basınının hain darbe girişiminde sergilediği tutum ve ortak duruş darbenin başarısız olmasının en önemli etkenlerinden biri oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan başta olmak üzere yapılan açıklamaların vatandaşa ulaştırılması, vatandaşın sokağa çıkma iradesini doğrudan etkiledi. Ve hainlerin başarısızlığa uğramasını sağladı.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

Türk basını tarihe altın harflerle yazılacak bir sınav verdi. O gece 1960 ve 1980 darbelerinde olduğu gibi basın susturulsaydı, ülkemiz açısından çok kötü sonuçlar doğardı. Tabi bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı açıklama ile verdiği cesaret de bunda etkili oldu.