Tüm Tanıklar

Özcan Aladağ

Çukurova Barış Gazetesi İmtiyaz Sahibi

Türk basını 15 Temmuz gecesi duruşu ile asli görevini yaptı. Özellikle yerel basın bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. Bu anlamda yerel basının hakkı yenilemez.

Özcan Bey kısaca kendinizi tanıtır mısınız? 15 Temmuz tarihinde hangi görevi yapıyordunuz?

Adana ilinde günlük yayın yapan Çukurova Barış Gazetesi’nin imtiyaz sahibi ortağıyım. Mesleğe 1982 yılında başlayarak bu meslekten emekli olan ve emeklilik sonrasında da gazeteciliğe devam eden kişiyim. 15 Temmuz 2016 tarihinde imtiyaz sahibi olduğum gazetede görev yapıyordum. Halen bu görevi sürdürmekteyim.

15 Temmuz gecesi darbe girişimi haberini ilk olarak saat kaçta, nerede ve nasıl aldınız? Haberi aldığınızdaki ilk tepkiniz ne oldu, neler hissettiniz?

Darbe girişimini saat 18.00 sularında aldım. O tarihte CHP’den belediye meclis üyesi olan merhum Fatih Özgür isimli meclis üyesini arayarak konudan haberdar etmesi ile öğrendim. Darbe girişiminden 6 gün önce babamı kaybetmiştim. Dolayısıyla televizyon açmıyordum. Haber alınca televizyon açarak konudan haberdar oldum. 12 Eylül darbe girişimini yaşayan biri olarak sert tepki vermek istedim. Darbenin kimler tarafından yapıldığını, sürecin nasıl geliştiğini öğrenmek için gayret sarf ettim. Demokrasinin sekteye uğratılması adına darbelere karşı olan biri olarak ‘İnşallah devletimiz bu darbeyi bastırır’ diyerek büyük bir öfke ile gazetemizin haber merkezinde konuyu değerlendirmeye almaya başladık.

Durumun ciddiyetini kavradığınız an hangisiydi? Harekete geçip haber merkezine veya sahaya yöneldiğinizde aklınızdaki ilk düşünce neydi?

Olayın ciddiyetini 15 Temmuz Köprüsü’nün işgal edilmesini öğrenir öğrenmez aslında kavramış oldum. Gazetedeki arkadaşlarımızla olayı irdelemeye, gelişmeleri takip etmeye çalıştık. Aklıma ilk gelen Adana sokaklarında darbeye yönelik nasıl bir gelişme var, diyerek sokağa çıkma ihtiyacı duydum.

O gece görev yaparken karşılaştığınız en büyük zorluk neydi?

O gece ilk olarak Adana İstasyon Meydanı’nda toplanan insanların yanına giderek Adana halkının darbeye karşı tepkilerini, nelerin yaşandığını gözlemleyerek akabinde AK Parti Adana İl Başkanlığı’na gittim. Yıllardır televizyonlarda siyaset üzerine program yapan biri olarak meslektaşlarımla birlikte halkın tepkisini ifade eden röportajlar yapmaya başladım. Açıkçası Adana halkının darbeye karşı tek yumruk olmasından dolayı bir zorluk yaşamadım.

Bilgi kirliliğinin ve kaosun en yoğun olduğu o saatlerde, haber akışını doğrularken ve vatandaşa ulaştırırken nasıl bir yol izlediniz?

Halkı paniğe kaptırmamak adına mesleki deneyimimle sükûnet içinde, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve devlet erkânının yaptıkları açıklamaları da takip ederek hareket ettim. Milliyetçi ve mukaddesatçı kimliğe sahip bir gazeteci olarak darbenin karşısında bir duruş sergileyip, halkın da darbenin karşısında olduğunu görerek haber akışını sağladık.

Haber merkezindeki veya sahadaki çalışma arkadaşlarınızla o geceki dayanışmanızı nasıl anlatırsınız?

Günlük bir gazete olmamız ve matbaa baskı saatimizin durumu nedeniyle gazetemizdeki yayını olayları tam netleştirip, yanıltıcı bir bilgiyi halka vermemek adına temkinli davrandık. Yerel televizyonlarda darbe karşıtlığı ve birlik olma adına çağrı içerikli yayınlar yaptık.16 Temmuz ve takip eden günlerde yayınlarımızı darbe karşıtlığı üzerine ve Adana özelinde darbecilere karşı verilen mücadelelerle gazetemizi hazırlayarak dik duruş sergiledik.

Bir gazeteci olarak o gece kendi can güvenliğinizi ikinci plana atıp kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmenizi sağlayan temel motivasyon neydi?

12 Eylül darbe girişimini yaşadığımız ve darbelerin sonuçlarının ülkeye, bizlere ne kadar büyük zararlar verdiğini bildiğimiz için darbe karşıtlığı ile bütünleşen bir kişilik olmamız nedeniyle çapulculara fırsat vermeyen halk direnişi, devletimizin kararlığı, demokrasiye olan inançla motive ettik kendimizi.

Sizce Türk basınının 15 Temmuz gecesi sergilediği ortak duruş, darbe girişiminin seyrini ve halkın sokağa çıkma iradesini nasıl etkiledi?

Türk basını 15 Temmuz gecesi duruşu ile asli görevini yaptı. Özellikle yerel basın bu konuda üzerine düşeni fazlasıyla yaptı. 15 Temmuz ve akabinde yayınlanan yerel gazetelerin manşetleri, haber içerikleri irdelendiğinde yerel basının bu görevini layığı ile yerine getirdiğini görürsünüz. Basın, halkı örgütledi. Halkın sesini, devlete olan bağlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Bu anlamda yerel basının hakkı yenilemez.

Geriye dönüp baktığınızda, 15 Temmuz gecesi Türk medyasının sınavı geçtiğini düşünüyor musunuz? Medya o gece olmasaydı veya susturulsaydı sonuç nasıl olurdu?

Elbette Türk medyası asli görevini layığı ile yerine getirdi. Açılan 15 Temmuz sergilerinde yerel basının haberlerinin içeriğine bakılacak olunursa medya olarak bizler sınavı geçtik. Medya susturulmuş olsaydı, bu kenetlenme olmazdı. Halkımız olup biteni medyadan öğrendi. Bu anlamda medya asli görevini yaptı. Özellikle yerel medyanın susturulması asla mümkün olmayan bir olaydır. Türkiye Cumhuriyeti sonsuza kadar yerel medyası ile darbeleri bertaraf ederek ayakta kalacaktır. Allah bir daha bu kötü günleri yaşatmasın diliyorum.